Araştırmacılarımız, bu çalışmasında görgü tanıklarının adli süreçlerdeki kritik önemi bağlamında, bellek performansları üzerindeki bireysel ve sosyal etkileri inceliyor. Özellikle fiziksel kanıtların yetersiz kaldığı durumlarda tanık belleği doğruluğunun büyük önem taşıdığı, ancak tanık hatalarının yanlış hükümlere yol açabildiği gerçeğinden hareketle, çalışma kaygı düzeyi, cinsiyet ve sosyal uyumun görgü tanıklığı belleği üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Araştırmanın dikkat çeken yöntemsel yanı, ekolojik geçerliliği artırmak amacıyla katılımcıların olayı slayt veya videodan izlemek yerine, laboratuvar ortamında kurgulanmış canlı bir olaya doğrudan tanıklık etmeleridir. Çalışmanın sonuçları, sessiz ve aydınlatılmış bir laboratuvarda bile katılımcıların %30’unun olaydaki kişiyi doğru teşhis edemediğini göstererek, tanık ifadelerinin güvenilirliğine dair temkinli olunması gerektiğinin altını çizmektedir.
Araştırmacılarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.
Araştırmacılarımızın makalesine aşağıdaki bağlantılar bölümünden erişim sağlayabilirsiniz.