Programda, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişiminin demokrasi, milli irade ve anayasal düzen açısından taşıdığı tarihsel önem ele alınırken, vatanın bağımsızlığı uğruna hayatını kaybeden şehitler rahmet ve minnetle, gaziler ise şükranla anıldı.
“15 Temmuz, Sivil İradenin En Mutlak Zaferidir”
Anma programında Atlas Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Durgun, “İrade Bizim, Zafer Bizim” başlıklı konuşmasında 15 Temmuz’un yalnızca başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe girişimi olarak değerlendirilemeyeceğini, aynı zamanda Türk milletinin demokrasiye, anayasal düzene ve milli egemenliğe sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Konuşmasının girişinde 15 Temmuz’un üzerinden geçen on yılın yalnızca bir zaman dilimi olmadığını belirten Prof. Dr. Bülent Durgun, “Toplumsal hafızada on yıllık dönemler, yaşanan büyük kırılmaların kurumsal hafızaya dönüştüğü ve devlet aklının önemli bir parçası haline geldiği olgunlaşma evresidir. Tam on yıl önce yaşanan hain darbe girişiminin milletimizin dirayeti ve demokratik meşruiyet etrafında kenetlenmesiyle bertaraf edilmesi, yalnızca bir askeri kalkışmanın önlenmesi değil, sivil ve anayasal egemenliğin kesin zaferidir.” dedi.
Milli Egemenliğin Tarihsel Sürekliliğine Dikkat Çekti
Konuşmasında Türk devlet geleneğinde milli egemenlik anlayışının tarihsel köklerine de değinen Prof. Dr. Bülent Durgun, 15 Temmuz’da ortaya konulan direnişin tesadüfi bir refleks olmadığını, yüzyıllara dayanan bir demokrasi ve bağımsızlık bilincinin sonucu olduğunu söyledi.
Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’nin 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile yaptığı söyleşiden örnek veren Prof. Dr. Durgun, Atatürk’ün “Ben her kerameti Meclis’ten bekleyenlerdenim. Milletimiz çok büyüktür. O, zilleti ve esareti kabul etmez.” sözlerini hatırlatarak, bu anlayışın 15 Temmuz gecesinde millet iradesiyle yeniden hayat bulduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Durgun, Amasya Tamimi’nde yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ilkesinin, 15 Temmuz gecesinde meydanlara çıkan milyonların iradesinde karşılığını bulduğunu belirterek, Türk milletinin Çanakkale’den Milli Mücadele’ye, Cumhuriyet’in kuruluşundan 15 Temmuz’a uzanan süreçte bağımsızlık ve milli egemenlik konusundaki kararlılığını her dönemde ortaya koyduğunu vurguladı.
“TBMM’nin Bombalar Altında Çalışmaya Devam Etmesi Demokrasinin Gücünü Gösterdi”
15 Temmuz gecesinde anayasal düzenin korunmasının devletin ve milletin ortak sorumluluğu olarak öne çıktığını belirten Prof. Dr. Durgun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalar altında dahi çalışmalarını sürdürmesinin demokratik iradenin en güçlü sembollerinden biri olduğunu söyledi.
Devletin anayasal kurumlarının ve meşru yönetim mekanizmalarının o gece sergilediği kararlı duruşun darbe girişiminin başarısızlığa uğramasında belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Durgun, milletin anayasal meşruiyet etrafında kenetlenerek demokrasiye sahip çıktığını dile getirdi.
“15 Temmuz, Devlet Hafızasında Hukuki Bir Milattır”
Konuşmasının devamında 15 Temmuz’un ardından devlet kurumlarında gerçekleştirilen yeniden yapılanma sürecine de değinen Prof. Dr. Durgun, yaşanan sürecin Türkiye’nin anayasal düzenini asimetrik tehditlere karşı daha güçlü hale getirdiğini belirtti.
Milli iradenin tam bağımsızlık anlayışının iç politikadaki en güçlü ifadesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Durgun, Türkiye’nin kendi kaderini belirleme hakkının hiçbir illegal yapıya veya dış müdahaleye bırakılmayacağını devlet hafızasına kalıcı biçimde yazdığını ifade etti.
Gençlere Bilim, Akıl ve Özgür Düşünce Çağrısı
Konuşmasının son bölümünü gençlere ayıran Prof. Dr. Bülent Durgun, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda demokratik kültürün ve toplumsal hafızanın güçlendiği önemli merkezler olduğunu belirtti.
“İrade Bizim, Zafer Bizim” anlayışının üniversite çatısı altında bilim, akıl ve özgür düşünceyle anlam kazandığını ifade eden Prof. Dr. Durgun, gençlere şu çağrıda bulundu:
“Gençler için milli iradeye sahip çıkmak; aklımızı, muhakeme yeteneğimizi ve hür düşüncemizi hiçbir illegal yapıya, hiçbir dogmatik anlayışa teslim etmemektir. Türkiye’nin geleceği laboratuvarlarda geliştirilecek teknolojilerde, araştırma merkezlerinde üretilecek bilimsel çalışmalarda, mühendislikte kurulacak yeniliklerde ve sağlık alanında gerçekleştirilecek keşiflerde şekillenecektir.”
Bilimin rehberliğinde yetişen, sorgulayan ve üreten gençlerin Türkiye’nin en büyük gücü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Durgun, savunma sanayiinden yüksek teknolojiye kadar elde edilen başarıların arkasında bilim insanlarının, araştırmacıların ve mühendislerin emeğinin bulunduğunu belirterek, “Bilimin rasyonel aydınlığında yürüyen, ülkesinin milli menfaatlerini her şeyin üstünde tutan Türk gençliği, devletimizin ve milletimizin en sarsılmaz teminatıdır.” dedi.
Prof. Dr. Ali Sınağ: “Milli Birlik ve Demokrasi Bilinci Geleceğe Taşınmalıdır”
Programda konuşan Atlas Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sınağ ise 15 Temmuz’un Türkiye’nin demokrasi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirtti.
Milli birlik ve beraberlik ruhunun korunmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sınağ, demokrasi kültürünün güçlendirilmesi, anayasal düzenin korunması ve milli irade bilincinin gelecek nesillere aktarılmasının üniversiteler başta olmak üzere tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Şehitler Rahmet ve Minnetle Anıldı
Program, başta 15 Temmuz şehitleri olmak üzere vatanın bağımsızlığı ve milletin huzuru uğruna hayatını kaybeden tüm şehitlerin rahmet ve minnetle anılması, gazilere şükran duygularının ifade edilmesiyle sona erdi.
Atlas Üniversitesi, milli birlik ve beraberlik bilincini güçlendiren etkinlikleriyle toplumsal hafızaya katkı sunmayı ve demokrasi kültürünü gelecek nesillere aktarmayı sürdürüyor.




