Gelişim açısından kritik bir süreç olan 0–6 yaş döneminde, anaokullarının yalnızca eğitim verilen kurumlar olarak değil, çocuğun duygusal dünyasının da ilk kez profesyonel olarak gözlemlendiği alanlar olduğuna dikkat çeken Güner, erken fark edilen güçlüklerin çocuğun gelişimi üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yarattığını ifade etti.
Anaokulunda psikoloğun rolünün terapi ortamıyla sınırlı olmadığına vurgu yapan Uzm. Klinik Psikolog Güner, sınıf ve oyun ortamında yapılan doğal gözlemlerin büyük önem taşıdığını belirtti. Psikoloğun; davranışı etiketlemek yerine anlamlandıran, öğretmene rehberlik eden, aileyle iş birliği kuran ve kriz anlarında güvenli yetişkin rolünü üstlenen bir profesyonel olduğunun altını çizdi.
Etkinlikte ayrıca öğretmen ve psikolog rollerinin net biçimde ayrılmasının önemi ele alındı. Her iki meslek grubunun çocuğun gelişiminde kritik bir yere sahip olduğu ancak farklı sorumluluklar üstlendiği, olası bir rol karmaşasının çocuk açısından risk oluşturabileceği ifade edildi. Bunun yanı sıra ayrılık kaygısı, saldırganlık, içe kapanma ve regresyon gibi anaokulunda sık karşılaşılan durumlara değinilerek, her davranışın altında bir ihtiyaç ya da duygusal mesaj olduğu vurgulandı. Aileler ve öğretmenlerle çalışmada psikoloğun yargılayan değil, destekleyen bir rolde olması gerektiği belirtildi.
Etkinlik, Güner’in anaokulunda psikoloğun erken temas yoluyla bir çocuğun yaşamında yaratabileceği anlamlı farkları hatırlatması ve katılımcılardan gelen soruları yanıtlamasıyla sona erdi.
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uzman Fatih Ceran danışmanlığında yürütülen “Eşzamanlı Çeviri Atölyesi” projesi kapsamında, etkinlik süresince Uzman Klinik Psikolog Berat Güner’in konuşması İngilizce Mütercim ve Tercümanlık bölümü öğrencilerimizden Efecan Uyanık ve Elif Öztürk tarafından eşzamanlı olarak çevirdi. Üniversitemiz tarafından temin edilen kulaklıklar aracılığıyla yapılan bu çeviri sayesinde, uluslararası öğrencilerimiz etkinliği anlık olarak takip etme fırsatı buldu.


