Menü

Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun: “Kalp Krizi Artık Gençleri de Tehdit Ediyor”

18 Haziran 2026

Genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, sigara, obezite, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, son yıllarda genç erişkinlerde daha sık görülmeye başlayan kalp krizlerinin nedenleri, ani ölüm öncesinde ortaya çıkabilen belirtiler ve kalp sağlığının korunmasına yönelik önerilerde bulundu.

Genç Yaşta Kalp Krizi Görülme Sıklığı Artıyor

Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu bilgileri verdi:

“Kalp krizi, uzun yıllar boyunca ileri yaş hastalığı olarak kabul edilmekteydi ancak son yıllarda genç erişkinlerde de daha sık görülmeye başladı.

Genç yaşta ortaya çıkan kalp krizleri, çoğu zaman birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesiyle gelişmektedir. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, obezite, hipertansiyon, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının en önemli nedenler arasında yer almaktadır.

Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan bireylerde genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Bunun yanı sıra ailesel hiperkolesterolemi gibi kalıtsal kolesterol bozuklukları, damar sertliğinin çok daha erken yaşlarda gelişmesine neden olabilmektedir. Günümüzde stresli yaşam koşulları, düzensiz beslenme alışkanlıkları, yetersiz uyku ve bazı uyarıcı maddelerin kullanımı da gençlerde kalp damar hastalıklarının görülme sıklığını artıran faktörler arasında sayılmaktadır.

Ani Ölüm Öncesinde Uyarıcı Belirtiler Görülebiliyor

Toplumda ani ölüm olarak değerlendirilen birçok kalp krizi öncesinde bazı önemli belirtiler  ortaya çıkabilirken; bu belirtilerin dikkate alınması, hayat kurtarıcı olabilmektedir.

En sık görülen belirti, göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma veya yanma tarzındaki ağırdır. Bu ağrı bazen sol kola, omuzlara, sırta, boyuna veya çeneye yayılabilmektedir. Nefes darlığı, soğuk terleme, çarpıntı, ani halsizlik, baş dönmesi ve bayılma hissi de önemli uyarı işaretleri arasındadır.

Özellikle efor sırasında ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen göğüs ağrıları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte bazı kişilerde, özellikle diyabet hastalarında, tipik göğüs ağrısı olmadan yalnızca nefes darlığı veya aşırı yorgunluk görülebilir. Bu belirtilerin fark edilmesi ve zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması, ani ölüm riskini azaltan en önemli unsurlardan biridir.”

Kalp Sağlığı Kontrolleri 20’li Yaşlarda Başlamalı

Kalp sağlığının korunmasına yönelik değerlendirmelerin genç erişkinlik döneminde başlaması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, her bireyin 20 yaşından itibaren kardiyovasküler risk faktörleri açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı ve şunları söyledi:

“Kan basıncı, kilo durumu, sigara kullanımı ve diğer risk faktörlerinin erken dönemde değerlendirilmesi gerekmektedir. Kolesterol ölçümleri ve temel risk analizleri de erişkin dönemde yapılmalıdır.

Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerde veya diyabet, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörleri taşıyan bireylerde kontroller daha erken yaşlarda başlatılmalıdır. Kalp hastalıklarının önemli bir kısmı yıllar içerisinde sessiz şekilde geliştiğinden, şikâyet olmasa bile düzenli değerlendirmeler büyük önem taşımaktadır.

Kontrol Sıklığı Kişiye Göre Değişmektedir

Kontrol sıklığının, bireyin risk durumuna göre belirlenmesi gerekir. Sağlıklı bireylerde belirli aralıklarla kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol değerlendirmeleri yeterli olabilecektir.

Sigara kullanan, fazla kilolu olan, diyabet veya hipertansiyonu bulunan kişilerde takiplerin daha sık yapılması gerekir. Özellikle 40 yaş sonrasında kardiyovasküler risk değerlendirmesinin düzenli hale getirilmesi ve gerektiğinde kardiyoloji uzmanı tarafından ayrıntılı inceleme yapılması önemlidir. Burada amaç yalnızca hastalık ortaya çıktığında müdahale etmek değil, hastalık gelişmeden önce risk faktörlerini kontrol altına almaktır.

Kalp Sağlığını Korumanın Yolu Sağlıklı Yaşamdan Geçiyor

Kalp sağlığının korunmasında genç yaşlarda kazanılan alışkanlıklar, büyük öneme sahiptir. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve sağlıklı beslenilmesi kalp sağlığını korunmasında etkilidir.

Akdeniz tipi beslenme modeli, kalp ve damar sağlığını korumada etkilidir. Sebze, meyve, tam tahıl, balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenme kalp sağlığını desteklemektedir. Bunun yanında sağlıklı kilonun korunması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması ve stres yönetiminin ihmal edilmemesi gerekir.

Gençlerin herhangi bir şikâyeti olmasa bile belirli aralıklarla tansiyon, kolesterol ve kan şekeri kontrollerini yaptırmaları, ileride gelişebilecek ciddi kalp damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Kalp Hastalıklarının Önemli Bir Bölümü Önlenebilir

Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kalp ve damar hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye’de en sık ölüm nedenleri arasında yer almaya devam etmektedir. Risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve yaşam tarzı değişikliklerinin zamanında uygulanması, kalp krizi ve ani ölüm riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Özellikle genç bireylerin kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü düşüncesinden uzaklaşmaları son derece önemlidir. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, hastalık ortaya çıkmadan önce önlem almaktır.”

İlginizi Çekebilecek Kayıtlar:

17 Temmuz 2026

17 Temmuz 2026