İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, 2026 Dünya Çevre Günü’nün teması olan “İklim Eylemi” kapsamında iklim değişikliği ve küresel ısınmanın nedenleri, etkileri ve çözüm önerilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İklim Değişikliğinin Temel Nedeni: Sera Gazı Emisyonları
Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın temel nedeninin atmosfere salınan sera gazlarının artışı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Fosil yakıtların yoğun kullanımı, sanayi faaliyetleri, ulaşım kaynaklı emisyonlar, ormansızlaşma ve plansız kentleşme atmosferdeki sera gazı miktarını artırmaktadır. Bunun yanı sıra tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan emisyonlar da iklim değişikliğini hızlandıran önemli unsurlar arasında yer almaktadır. İnsan faaliyetleri sonucu oluşan bu emisyonlar, dünyanın enerji dengesini bozarak küresel sıcaklıkların yükselmesine neden olmaktadır.”
Küresel Isınma Aşırı Hava Olaylarını Artırıyor
İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğini ifade eden Ateş, küresel sıcaklık artışlarının birçok doğal afeti tetiklediğine dikkat çekti.
“Artan sıcaklıklar kuraklık, sel, fırtına ve orman yangınları gibi aşırı hava olaylarının daha sık ve daha şiddetli yaşanmasına neden olmaktadır. Bunun yanında buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi, kıyı bölgelerini ve doğal yaşam alanlarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu süreç yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal açıdan da önemli riskler doğurmaktadır.”
Tarım, Su Kaynakları ve Halk Sağlığı Risk Altında
İklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca doğayla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, birçok sektörün bu süreçten doğrudan etkilendiğini belirtti.
“İklim değişikliği tarımsal üretimde verim kayıplarına yol açabilmekte, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırmakta ve halk sağlığını tehdit eden yeni riskler ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle iklim krizinin etkileri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.”
Ekosistemlerin Korunması İklim Mücadelesinde Kritik Rol Oynuyor
Küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için doğanın korunmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Ateş, ekosistemlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin artırılması ve karbon salımının azaltılması iklim değişikliğiyle mücadelede temel adımlardır. Bununla birlikte ormanların, sulak alanların ve biyolojik çeşitliliğin korunması ekosistemlerin direnç kazanmasını sağlamaktadır. Doğal alanların korunması, gelecekte karşılaşılabilecek iklim risklerinin azaltılmasına da katkı sunacaktır.”
İklim Değişikliğiyle Mücadelede Bütüncül Politikalar Şart
İklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ateş, politika yapıcıların çok yönlü çözümler geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
“Sürdürülebilir tarım uygulamalarının desteklenmesi, etkin atık yönetimi sistemlerinin oluşturulması, geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması ve çevre dostu şehir planlamalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliğiyle mücadelede çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutların birlikte ele alınması gerekmektedir.”
Bireysel Önlemler Karbon Ayak İzini Azaltabilir
Bireylerin günlük yaşamda alacağı basit önlemlerin de iklim değişikliğiyle mücadelede önemli katkılar sağlayacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Enerji ve su tasarrufu yapmak, toplu taşımayı tercih etmek, gereksiz tüketimden kaçınmak, geri dönüşüm alışkanlıklarını geliştirmek ve gıda israfını önlemek karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Toplum genelinde çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol üstlenmektedir.”
İklim Kriziyle Mücadelede Ortak Sorumluluk Vurgusu
Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, iklim krizinin etkilerinin azaltılabilmesi için tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler, özel sektör ve toplumun tüm kesimleri iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmelidir. Ancak iş birliği ve sürdürülebilir politikalar sayesinde gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz.”





