Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının, Nairovirüs grubuna ait bir virüsün neden olduğu, ateş ve kanama bulgularıyla seyreden ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi.
Hastalık 30 Farklı Kene Türü Tarafından Taşınabiliyor
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi:
“İlk kez 1944 yılında Kırım’da tanımlanan hastalık, daha sonra Kongo’da da görülmesi nedeniyle bu iki bölgenin adıyla anılmaktadır. Asya, Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da yaygın olarak görülen hastalık, yaklaşık 30 farklı kene türü tarafından taşınabilmektedir. Türkiye’de ilk vaka 2002 yılında tespit edilmiş olup, özellikle Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde vaka sayılarında artış gözlenmektedir.”
En Yaygın Bulaşma Yolu: Kene Isırması
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, hastalığın bulaşma yollarının net olduğunu ancak yalnızca kene ısırmasıyla sınırlı olmadığını belirterek şu bilgileri paylaştı:
“KKKA’nın en sık bulaşma şekli, virüsü taşıyan kenelerin insanı ısırmasıdır. Özellikle kırsal bölgelerde ve hayvancılığın yoğun olduğu alanlarda risk artmaktadır.
Enfekte Hayvanlarla Temas da Risk Oluşturuyor
Virüs taşıyan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, dokuları veya vücut sıvılarıyla temas edilmesi hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Hayvanlar çoğu zaman hastalığı belirti göstermeden geçirebildiği için dikkatli olunması gerekmektedir.
İnsanlar Arasında da Bulaşabiliyor
KKKA hastalarının kanı, vücut sıvıları veya dokularıyla doğrudan temas edilmesi durumunda hastalık insandan insana da bulaşabilmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının ve hasta yakınlarının gerekli koruyucu önlemleri alması büyük önem taşımaktadır.”
Kene Isırdığında Kritik Saatlere Dikkat!
Kene tutunmasının ardından ortaya çıkabilecek belirtilerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bozkurt, yüksek ateş ve kas ağrısı gibi şikâyetlerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Bozkurt, KKKA’nın en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı:
- Yüksek ateş
- Şiddetli baş ağrısı
- Kas ve eklem ağrıları
- Halsizlik
- Bulantı ve kusma yer alırken, ileri evre vakalarda ciddi kanamalar da görülebilmektedir.
Kene ısırması sonrasında özellikle kuluçka süresi olan ilk 3 günlük dönem büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte ortaya çıkan belirtiler vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir.
Yapışan Keneye Kolonya Dökmeyin, Yakmayın
Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı yöntemler, ciddi riskler taşımaktadır. Kenenin üzerine kolonya dökmek, sigara bastırmak ya da yakmaya çalışmak gibi müdahaleler son derece yanlıştır.
Kene üzerine kimyasal madde dökülmesi veya yakılmaya çalışılması sırasında kene kusabilir ve taşıdığı enfekte sıvıyı insan vücuduna aktarabilir. Bu durum enfeksiyon riskini artırır. Kenenin uygun yöntemlerle ve mümkünse sağlık kuruluşlarında çıkarılması gerekir.
Keneden Korunmak İçin Bu Tavsiyelere Kulak Verin
- Kene tutunmasını önlemenin en etkili yolu, doğru kıyafet seçimidir.
- Kırsal alanlara giderken uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli.
- Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı.
- Otların ve çalıların yoğun olduğu bölgelerde dikkatli olunmalı.
- Açık alandan dönüşte vücut düzenli olarak kene açısından kontrol edilmeli.
- Böcek kovucu spreylerden yararlanılabilir.
Her Kene KKKA Taşımaz Ama Tedbir Şart
Her kenenin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olmadığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, buna rağmen tedbirli davranmanın önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, veteriner hekimler, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile piknik yapan ve doğa yürüyüşlerine katılan kişiler risk grubunda yer alıyor. Kene ile temas halinde panik yapılmamalı ancak belirtiler dikkatle izlenmeli ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Erken farkındalık ve doğru müdahale, hastalığın seyrinde büyük önem taşımaktadır.”











