Menü

Prof. Dr. Şenay Yalçın: “Enerjide Türkiye’nin Arz Güvenliği ve Güçlü Yanları”

6 Mayıs 2026

İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Başdanışmanı, Enerji Uzmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, Z Raporu dergisine verdiği özel röportajda enerjide Türkiye’nin arz güvenliği ve güçlü yanlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Küresel ölçekte enerji temininde yaşanan aksaklıklar, özellikle kriz dönemlerinde daha belirgin hale gelmekte; arz-talep dengesizlikleri, fiyat dalgalanmaları ve jeopolitik riskler ülkelerin enerji politikalarını yeniden şekillendirmesine neden olmaktadır.

Bu çerçevede enerji arz güvenliği, yalnızca ekonomik sürdürülebilirliğin değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Ülkeler, krizlerden en az düzeyde etkilenmek ve daha dayanıklı enerji sistemleri kurmak amacıyla kaynak çeşitliliğini artırma, yerli üretimi teşvik etme ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme yönünde stratejiler geliştirmektedir.

Türkiye, sahip olduğu jeostratejik konum sayesinde enerji arz güvenliği açısından önemli bir avantaja sahiptir. Doğu ile Batı arasında bir enerji köprüsü konumunda bulunan Türkiye, enerji kaynaklarının üretim bölgelerinden tüketim merkezlerine taşınmasında kritik bir transit ülke rolü üstlenmektedir. Bu rol, boru hattı projeleri ve gelişmiş iletim altyapısıyla desteklenirken; LNG terminalleri ve yüzer depolama ve gazlaştırma üniteleri (FSRU) sayesinde arz esnekliği artırılmakta ve kısa vadeli şoklara karşı daha dirençli bir yapı oluşturulmaktadır.

Türkiye’nin enerji stratejisini güçlü kılan unsurlardan biri de sahip olduğu insan kaynağı, kurumsal kapasite ve teknolojik yetkinliktir. Enerji sektöründe yetişmiş mühendislik kadrolarının artması, yerli teknik bilgi birikiminin gelişmesi ve kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlenmesi, projelerin daha etkin şekilde hayata geçirilmesini sağlamaktadır. Özellikle sismik araştırma, sondaj ve veri analizi alanlarında kazanılan tecrübe, Türkiye’nin hem karada hem de denizde yürüttüğü arama faaliyetlerini daha sistematik hale getirmiştir.

Bu kapsamda oluşturulan sismik araştırma ve derin deniz sondaj filosu, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından stratejik bir kapasite kazanmasını sağlamıştır. Kendi imkânlarıyla hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetleri gerçekleştirebilen Türkiye, bu sayede dışa bağımlılığı azaltırken operasyonel esnekliğini artırmaktadır. Karadeniz’de gerçekleştirilen doğal gaz keşifleri, bu teknik kapasitenin somut bir sonucu olarak öne çıkmaktadır.

Türkiye’nin enerji politikaları yalnızca yurt içi faaliyetlerle sınırlı kalmamakta; aynı zamanda yurt dışı enerji kaynaklarına erişim ve bu kaynakların geliştirilmesine yönelik girişimleri de içermektedir. Farklı coğrafyalarda yürütülen arama ve üretim faaliyetleri ile kurulan uluslararası ortaklıklar, enerji portföyünün çeşitlendirilmesine ve arz güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.

Bunun yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımları da enerji arz güvenliğinin önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve jeotermal kaynakların kullanımı artırılırken, nükleer enerji yatırımlarıyla baz yük üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, enerji arzında süreklilik ve denge sağlamayı amaçlamaktadır.

Sonuç olarak Türkiye, jeopolitik avantajlarını teknik kapasitesi, yetişmiş insan gücü ve çok yönlü enerji politikalarıyla birleştirerek enerji arz güvenliğini güçlendirmektedir. Bu stratejilerin kararlılıkla sürdürülmesi halinde Türkiye’nin yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda enerji üretimi ve ticaretinde etkin bir bölgesel aktör olma hedefine daha da yaklaşacağı değerlendirilmektedir.

İlginizi Çekebilecek Kayıtlar:

14 Temmuz 2026

16/07/2026 11:00