İletişim Atlası

DÜNYA GIDA GÜNÜ

Prof. Dr. M. Emel Alphan ve Dr. Öğr. Üyesi Bilge Nur ÇÖL

İnsan önce karnını doyurma, sonra barınma ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı içindedir. Sağlığın temeli olan beslenme, ekonomik durum ile yakından ilişkilidir.  Ekonomik kriz, çalışanların ücretlerinin azalmasına yol açarak, ailelerin beslenmesini olumsuz etkilemektedir. Covid-19 salgını nedeniyle 150 milyon insanın daha yoksul olmasına neden olmuştur. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyadaki 8 milyar insanın 1,3 milyarı yoksuldur. Bu, dünya nüfusunun %23’ünün yoksul olduğu ve dünyadaki her 9 kişiden 1’inin açlıkla mücadele ettiği anlamına gelmektedir. Yoksul nüfusun yarısı 18 yaş altında; ⅓’i de 10 yaş altındadır. Bütün bu verilerin ışığında yoksulluk ve açlık en çok çocukları etkilemektedir. UNICEF 2019 raporunda “Yetersiz beslenme tüm dünyada çocukların sağlığına zarar veriyor” ifadesi yer almaktadır.

Türkiye’de ise Türk-İş verilerine göre 2021 ekim ayından 2022 haziran ayına kadar olan süreçte yoksulluk 2 kat artış göstermiş ve 2021 yılında asgari ücret açlık sınırının %98,6’sını karşılayabiliyor iken 2022 yılında ancak %66’sını karşılayabildiği belirlenmiştir. 2020 yılında TÜİK verilerine göre Türkiye’deki yoksul sayısı 18 milyona ulaşmıştır. UNİCEF 2019 raporunda Türkiye’deki çocuklarda özellikle fakir olanlarda bodurluk oranı oldukça yüksek düzeylerdedir. Ülkemizde yetersiz ve dengesiz beslenme;

·         Özellikle kadınların (gebelik ve emziklilik dönemi de dahil olmak üzere) ve çocukların sağlığının bozulması akademik yetersizliklerine ve çalışanların iş verimliliğinin azalmasına neden olmaktadır.

·         Çocuklarda fiziksel ve mental gelişim geriliği ve beslenme yetersizliğine bağlı hastalıklar görülmektedir.

·         Çocukların sağlıklı beslenmeleri için özellikle et ve süt grubu ürünlerin fiyatlarının makul düzeylerde olması ve her çocuğun bu besinlere ulaşabilmesi gerekir.

·         Besleyici değeri olmayan şeker ve şekerli içecekler, bisküvi ve fast-food tarzı besinlerin reklamlarının yapılmaması gerektiği ve sağlıklı beslenme konusunda bütün yazılı ve görsel medyada doğru beslenme bilgilerinin spot olarak sürekli yayınlanması gerekir.

·         Çocukların beslenme çantalarında sağlıklı besinlerin bulunması gerekirken ne yazık ki her 4 çocuktan birisi okula aç gitmektedir. Öğrencilerin günde 1 öğünlerini okulda ücretsiz yemeleri mümkün olursa, onların sağlıklı beslenmelerine çok önemli bir katkı sağlanacaktır.

Sonuç olarak; toplumun sağlıklı olabilmesi için sağlıklı beslenme konusunda bilgi edinilmesi ve yeterli ekonomik güce sahip olunması gereklidir.

Tüm bunlara karşılık Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün, 2019 verilerinde dünyada her yıl üretilen toplam gıda miktarının 1/3’ünün (1.3 milyar ton) israf edildiği ve israf edilen bu gıdanın ekonomik değerinin 990 milyar dolara karşılık geldiği bildirilmektedir. 2021 Birleşmiş Milletler Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre ülkemizde her yıl kişi başına yaklaşık 93 kg yiyecek çöpe atılmaktadır. Tüketicinin ürünü satın alması için sunumda yapılan aşırılıklar, mükemmel olanı sunma isteği, açık büfe uygulamaları, tüketici istemeden getirilen ikramlar, raf ömrü kısa olan ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) yaklaşan ürünlerin satılamaması, yetersiz stok yönetimi, tüketicinin ihtiyaçtan fazla gıda alması, gıda ürünlerinin dayanıksızlığının farkında olmaması, artan yiyeceklerin değerlendirilmemesi gibi nedenlerle gıda kayıp ve israfı oluşmaktadır. Eğitim seviyesi ile gıda israfı arasında negatif bir korelasyon vardır. Bu da demektir ki, eğitim seviyesi arttıkça gıda israfı azalmaktadır. Dolayısıyla eğitime verilen önem gıda israfının kontrol altına alınmasında da büyük etkiye sahiptir. Toplumun her alanında gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik eğitimler ile gerekli bilgilendirmeler sağlanmalıdır.

Gıda israfının önlenmesinde;

·         ​​Gıdanın değerlendirilmesi, gıdanın doğru saklanması, fazla gıdanın dondurularak saklanması, alışveriş listesi ve günlük veya haftalık yemek menüsü oluşturulması, doğru porsiyon ayarlanması, günlük kalori ihtiyacının hesaplanması vb. gibi bilgilendirmelere mutlaka yer verilmelidir.

·         Nüfus ve gıda israfı arasındaki pozitif korelasyon, artan nüfusun daha çok gıdaya gereksinim duyacağı, daha çok üretim, daha çok tüketim ve dolayısıyla da daha çok gıda kaybı ve israfının gerçekleşeceği anlamına gelmektedir. Bu durumda, ekonomik yetersizlikler sonucu gıdaya ulaşmakta zorluk yaşanırken gıda israfından sakınmanın önemi artmaktadır. Gıdayı koruyalım, kimseyi arkada bırakmayalım.