Menü

Dr. Öğr. Üyesi Beyza Çermikli’den “Dünya Su İzleme Günü” Uyarısı: “Su, Tasarımın Başlangıç Noktası Olmalı”

17 Eylül 2026

Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu İç Mekan Tasarımı Programı Dr. Öğr. Üyesi, Peyzaj Yüksek Mimarı Beyza Çermikli, su kaynaklarının korunmasının yalnızca tüketimi azaltmakla sınırlı olmadığını belirterek; suyun ölçülmesi, izlenmesi, verilerin değerlendirilmesi ve tasarım kararlarına aktarılması gerektiğine dikkat çekti. Çermikli, kentlerden peyzaj alanlarına, yapılardan iç mekanlara kadar suyun doğal döngüsünü destekleyen bütüncül bir yaklaşımın önemini vurguladı.

Sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme ve enerji kullanımındaki hızlı artış, doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırırken; su kaynaklarının aşırı kullanımı, su havzalarının değiştirilmesi ve doğal ekosistemlerin tahrip edilmesi kuraklık, düzensiz yağışlar ve su kirliliği gibi sorunların daha görünür hale gelmesine neden oluyor.

18 Eylül Dünya Su İzleme Günü’nün Önemi

Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu İç Mekan Tasarımı Programı Dr. Öğr. Üyesi, Peyzaj Yüksek Mimarı Beyza Çermikli, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada yaşamın devamlılığı için vazgeçilmez olan suyun miktarı, kalitesi ve kullanım biçimiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Çermikli, su kaynaklarının korunması için mevcut durumun bilinmesi, kaynakların izlenmesi ve elde edilen verilerin tasarım ve yönetim kararlarına aktarılmasının önem taşıdığını ifade etti.

Su Yönetimi, Farklı Disiplinlerin Ortak Çalışmasını Gerektiriyor

Dr. Öğr. Üyesi Beyza Çermikli, şu değerlendirmede bulundu:

“Su kaynaklarının korunması yalnızca su tüketimini azaltmaya yönelik uygulamalarla sınırlı kalmamalıdır. Kaynakların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetilmesi süreçlerinin birlikte ele alınması gerekmektedir.

Çevre mühendisleri, orman mühendisleri, şehir plancıları, peyzaj mimarları ile mimar ve iç mimarları bu süreçte etkin rol oynamaktadır. Suyun geleceğini koruyabilmek için farklı disiplinlerin bilgi ve deneyimlerinin bir araya gelmesi gereklidir.

Yağmur Suyu Kentte Tutulmalı, Filtrelenmeli ve Yeniden Değerlendirilmeli

Kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde geçirimsiz yüzeylerin artması, yağmur suyunun toprağa süzülmesini azaltmakta ve yüzey akışını artırmaktadır. Bu durum da yeraltı suyu beslenmesini azaltırken sel ve taşkın risklerini de artırabilmektedir.

Yağmur suyunun mümkün olduğunca hızlı biçimde kanalizasyon sistemine gönderilmesi yerine arazide tutulması, toprağa sızdırılması, depolanması, filtrelenmesi ve uygun koşullarda yeniden kullanılabilmesi sağlanmalıdır. Yağmur bahçeleri, geçirgen zeminler, biyolojik hendekler (bioswale), yeşil çatılar, sızdırma alanları ve yağmur suyu depolama sistemleri, bu yaklaşım kapsamında değerlendirilebilir.

Bu uygulamalarla yağmur suyunun yalnızca uzaklaştırılması gereken bir unsur olmaktan çıkarılarak peyzajın ve kentin doğal su döngüsünün bir parçası haline getirilebilmesi sağlanabilir.”

Doğru Bitki Seçimi ve Akıllı Sulama; Su Verimliliğini Artırıyor

Peyzaj alanlarında su tüketiminin azaltılmasında doğru bitki seçiminin önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Beyza Çermikli, kuraklığa dayanıklı ve yerel iklim koşullarına uyum sağlayan bitkilerin tercih edilmesi, yüksek su ihtiyacı bulunan çim alanların azaltılması ve bitkilerin su ihtiyaçlarına göre gruplandırılmasının önemine dikkat çekti:

“Uygun alanlarda damla sulama sistemlerinin kullanılması ve akıllı sulama teknolojilerinden yararlanılması da su verimliliğini artırabilmektedir. Sensör teknolojileri sayesinde sulamanın hava koşulları ve toprak nemi gibi veriler doğrultusunda bitkinin gerçek ihtiyacına göre düzenlenebilir.”

Su Verimliliği; İç Mekan Tasarımında da Dikkate Alınmalı

Su kaynaklarının korunmasının yapı ve iç mekan ölçeğinde de ele alınması gerektiğini belirten Çermikli, özellikle banyo, mutfak ve diğer ıslak hacimlerde su verimliliğinin önemli bir tasarım kriteri olduğunu ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Beyza Çermikli, şunları söyledi:

“Düşük debili armatürler, sensörlü musluklar ve su verimli rezervuarların su tüketimini azaltabilmektedir. Tüketimin ölçülmesi, kaçakların erken tespit edilmesi ve kullanım alışkanlıklarının izlenmesinin de sürdürülebilir su yönetiminin önemli parçaları arasında yer almaktadır.

Akıllı bina sistemleriyle su tüketiminin izlenmesi, tasarım ve kullanım kararlarının gerçek veriler üzerinden geliştirilmesine olanak sağlayacktır. Yağmur suyunun toplanması, gri suyun uygun alanlarda yeniden değerlendirilmesi ve bina ile peyzaj arasındaki su döngüsünün birlikte planlanmasının da önemlidir.”

Su, Tasarım Kararlarının Başlangıç Noktası Olmalı

Tasarımcı için asıl sorunun yalnızca “mekanın nasıl görüneceği” olmaması gerektiğini belirten Çermikli, “Bu mekan ne kadar su tüketecek, tüketim nasıl izlenecek, su kayıpları nasıl önlenecek, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesi mümkün olacak mı?” sorularının da tasarım sürecinin parçası olması gerektiğine dikkat çekti.

18 Eylül Dünya Su İzleme Günü’nün bu konuda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Çermikli, sözlerini şöyle tamamladı:

“Su kaynaklarının korunması, yalnızca daha az su kullanmakla değil; suyu ölçmek, izlemek, verileri değerlendirmek, doğru tasarım kararları almak, verimli kullanmak, yeniden değerlendirmek ve doğal su döngüsünü desteklemekle mümkündür.

Suyun geleceğini korumak, önce mevcut durumu bilmek ve ölçmek; ardından elde edilen veriler doğrultusunda tasarlamak, uygulamak ve yönetmekle mümkündür.

Su, yalnızca tüketilen bir kaynak değil, kentlerin, yapıların, peyzajların ve yaşamın sürekliliğini sağlayan ekolojik bir değerdir. Bu nedenle suyun korunması, tasarımın sonradan eklenen bir unsuru değil, tasarım kararlarının başlangıç noktasını oluşturan temel bir ölçüt olarak ele alınmalıdır.”

İlginizi Çekebilecek Kayıtlar:

18 Eylül 2026

21/09/2026 13:00