Menü

Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel: “Okullardaki Şiddet Olayları Sonrası ‘Kopya Şiddet’ Riskine Dikkat!”

8 Ekim 2026

Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından sosyal bulaşma ve kopya şiddet riskine dikkat çekti. Demirel, medya, okul ve aile iş birliğinin önemini vurgulayarak şiddet görüntülerinin ve faili öne çıkaran sansasyonel haber dilinin terk edilmesi, öğrencilerdeki risk işaretlerinin erken fark edilmesi ve koruyucu rehberlik mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

↓

Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, yayılma riski ve önleyici adımlar üzerinde değerlendirmelerde bulundu.

Birbirinden Bağımsız Öfke Patlamaları Olarak Görmemek Gerekir

Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, şunları söyledi:

“Manisa, Başakşehir ve son olarak Esenyurt’ta okullarda yaşanan şiddet olayları toplumu derinden sarstı. Bu olayları birbirinden bağımsız öfke patlamaları olarak görmemek gerekir. Ağır bir şiddet olayının ardından kısa sürede benzer olayların görülme riskinin arttığı biliniyor. Ancak her yeni vakayı bir öncekinin doğrudan sonucu saymak da doğru olmaz; risk herkeste değil, zaten kırılgan olanlarda yoğunlaşır.

Bu Haberleri İzleyen Çocukların Büyük Çoğunluğu Şiddete Yönelmez

Sosyal bulaşma, bir davranışın ya da duygunun insandan insana, çoğu zaman hiç tanışmadan geçmesidir. Bir şiddet olayı ekranlarda saatlerce dönüyorsa, kendini çıkmazda ve görünmez hisseden biri için o eylem “duyulmanın bir yolu” gibi görünmeye başlayabilir. Korku ve öfke de aynı yoldan yayılır. Şunu açıkça söylemek gerekir: Bu haberleri izleyen çocukların büyük çoğunluğu şiddete yönelmez.

Okula Gitmek İstememe Ortaya Çıkabilir

Okulun güvenli olduğuna dair inanç sarsıldığında çocuğun bunu çoğu zaman bedeniyle söylediğini ifade eden Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, “Okula gitmek istemez, karnı ya da başı ağrır, uyuyamaz. Bunlar genellikle geçici tepkilerdir; yanında sakin bir yetişkin olması çoğu zaman yeterlidir.”

Kopya Şiddet Riskine Dikkat!

Ergenlerde tablonun farklı olabileceğini kaydeden Demirel, şöyle devam etti:

“Uzun süredir dışlanan, zorbalığa uğrayan bir genç, failin gördüğü ilgiyi korkutucu da olsa “görünür olmanın” bir yolu sanabilir. Kanlı görüntülere tekrar tekrar maruz kalmak da zamanla acıya karşı duyarsızlaştırır. Kopya şiddet riski de burada başlar. İçinde öfke biriktiren bir genç, başkasının yaptığını ve günlerce konuşulduğunu gördüğünde eşiği aşmaya yaklaşabilir. Belirleyici olan, olayın nasıl anlatıldığıdır. Saldırganın adı, görüntüleri, silahı ve yazdığı notlar tekrar tekrar öne çıkarıldığında, farkında olmadan taklit edilebilir bir model ortaya çıkar.

Medya, Okul ve Aile Birbirini Tamamlamalı

Şiddet, tek bir nedenin sonucu değildir. Özellikle medyanın kullandığı dil çok önemlidir. Medya bu zincirde kıvılcım gibidir; kıvılcımın neye dönüşeceğini çocuğun aile ve okuldaki tamponları yani destek mekanizmaları belirler. Bu yüzden medya, okul ve aile birbirini tamamlamak zorundadır. Önce haber dili değişmelidir. Olay anına ait kayıtlar, yaralanma görüntüleri ve kullanılan aletler paylaşılmamalıdır.

Görüntüler Hiçbir Yerde Paylaşılmamalıdır

Kamuoyunun bilgilendirilmesi önemlidir; ancak haberin odağı fail değil, olayın ciddiyeti, mağdurlara verilen destek ve hukuki süreç olmalıdır. Görüntüleri çoğaltan yalnızca basın kuruluşları da değildir. Ailelerin ve öğretmenlerin de bu kayıtları mesajlaşma gruplarında paylaşmaktan kaçınması hayati önem taşır.”

Rehberlik Servislerine Büyük Görev Düşüyor

Okullardaki rehberlik servislerine görev düştüğünü söyleyen Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, şunları söyledi:

“Okulda uyarı işaretlerinin hiçbiri tek başına şiddet göstergesi değildir; içine kapanık olmak kimseyi tehlikeli yapmaz. Ancak dışlanma, yoğun öfke, umutsuzluk ve tehdit ya da hedef gösterme içeren paylaşımlar bir araya geldiğinde rehberlik servisi vakit kaybetmeden devreye girmelidir. Amaç cezalandırmak değil, o gence zamanında ulaşmaktır. Arkadaşındaki tehlikeli bir durumu bildiren öğrenci yaftalanma korkusu yaşamamalıdır. Olaydan etkilenen öğrencilerin psikolojik olarak izlenmesi ve gerektiğinde profesyonel desteğe yönlendirilmesi de bu sistemin parçasıdır.

Çocuktaki Değişiklikler İyi Gözlenmeli

Evde sorunlar bağırarak, cezayla ya da güçle çözülüyorsa çocuk problem çözme dilini oradan öğrenir. Derdi “ergenlik” diye geçiştirilen bir genç, yalnızlığını başka yerlerde aramaya başlayabilir. Bunu ailelere suç yüklemek için söylemiyoruz; çoğu ebeveyn bunu farkında olmadan yapar. Çocuğun odasına kapanmasını, öfkesindeki ani değişimi ya da girdiği çevrimiçi grupları ilk fark edebilecek olan yine ailedir.

Korkunuzu çocuğa yüklemeden “Okulda nasıl hissediyorsun, seni sıkan ya da korkutan bir şey var mı?” diye sorun. Arkadaş çevresini ve dijital hayatı baskı kurmadan ama gözden kaçırmadan izleyin, şiddet içerikli platformlara erişimi yaşa uygun filtrelerle sınırlayın.”

Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Okul güvenliği zil çaldığında başlamaz; ailede, sınıfta ve ekranda başlar. Medyayı failleri görünür kılan sansasyonel dili terk etmeye, okulları koruyucu rehberlik mekanizmalarını güçlendirmeye, aileleri ise çocuklarıyla yakın ve açık bir bağ kurmaya davet ediyoruz.”

İlginizi Çekebilecek Kayıtlar:

8 Ekim 2026

8 Ekim 2026