Menü

Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz: “Dislekside Erken Tanı ve Doğru Destek, Çocuğun Geleceğini Şekillendiriyor”

7 Kasım 2026

Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, disleksinin zekâ geriliği, tembellik veya öğrenmeye isteksizlik olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu vurguladı. Çocuklarda disleksi belirtilerinin erken fark edilmesi, doğru değerlendirme ve bireyselleştirilmiş eğitim desteğinin önemine dikkat çeken Öz, aile, okul ve sağlık profesyonellerinin iş birliğinin çocuğun akademik ve psikososyal gelişiminde belirleyici olduğunu söyledi.

↓

Çocukluk çağında görülen nörogelişimsel öğrenme güçlüklerinden biri olan disleksi, çocuğun okuma ve yazma becerilerini etkileyebiliyor. Erken fark edilmediğinde akademik başarının yanı sıra özgüven ve psikososyal gelişim üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabilen dislekside, erken farkındalık ve doğru destek büyük önem taşıyor.

Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, 1-8 Kasım Disleksi Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, disleksinin genel zihinsel kapasiteden bağımsız olarak ortaya çıkabilen, yazılı dilin edinimi ve işlenmesinde güçlüklerle karakterize nörogelişimsel bir öğrenme bozukluğu olduğunu belirtti.

Disleksi Nedir? Nörogelişimsel Bir Öğrenme Bozukluğudur

Disleksiyi, “Kelimeleri doğru ve akıcı biçimde tanıma, çözümleme, okuma hızı ve yazım becerilerinde güçlüklerle karakterize nörobiyolojik temelli bir öğrenme bozukluğu” olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, şu bilgileri verdi:

“Bilimsel araştırmalar, disleksinin özellikle fonolojik işlemleme, harf-ses ilişkilerinin kurulması ve kelimelerin otomatik olarak tanınması süreçlerindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Disleksi, çocukluk çağında sık karşılaşılan ve kapsamlı biçimde araştırılmış nörogelişimsel bir durumdur. Uygun, sistematik ve bireyselleştirilmiş eğitsel müdahalelerle okuma becerilerinde anlamlı gelişmeler sağlanabilmektedir.”

Dislekside Erken Farkındalık, Kaygıdan Daha Önemli

Ailelerin disleksi karşısında yoğun kaygı yaşamak yerine erken farkındalık, doğru değerlendirme ve zamanında destek üzerine odaklanmasının yararlı olacağını belirten Öz, fark edilmeyen veya uygun biçimde desteklenmeyen öğrenme güçlüklerinin akademik ve psikososyal açıdan olumsuz sonuçlara yol açabileceğini ifade etti.

Özgül öğrenme bozukluklarının yalnızca disleksiyle sınırlı olmadığını hatırlatan Öz, yazılı anlatım ve yazım becerilerindeki güçlüklerle karakterize disgrafi ile matematiksel becerilerde yaşanan güçlüklerle seyreden diskalkulinin de bu kapsamda değerlendirildiğini belirtti.

Disleksi Zekâ Geriliği veya Tembellik Değildir

Disleksinin toplumda zaman zaman zihinsel yetersizlik, derslere ilgisizlik, tembellik veya yeterince çaba göstermemekle ilişkilendirildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, bu düşüncelerin bilimsel temeli olmadığını vurguladı.

Disleksisi olan çocukların bilişsel profillerinin birbirinden farklı olabileceğini belirten Öz, bu çocukların sözel ifade, yaratıcılık, görsel düşünme ve problem çözme gibi alanlarda güçlü yönlere sahip olabileceklerini söyledi.

Harfleri Ters Yazmak Disleksinin Tek Belirtisi Değil

Disleksiyle ilgili toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan birinin harfleri ters yazmanın bu öğrenme bozukluğunun temel ve ayırt edici belirtisi olduğu düşüncesi olduğunu ifade eden Öz, harfleri karıştırmanın veya ters yazmanın özellikle okuma-yazma öğreniminin ilk yıllarında görülebileceğini belirtti.

Öz, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Bu durum tek başına disleksiye işaret etmeyebilir. Asıl önemli olan, harf karışıklıklarının beklenen dönemden sonra da devam edip etmediği ve okuma akıcılığını etkileyip etkilemediğidir. Benzer biçimde, harflerin ters yazılmaması da bir öğrenme güçlüğünün olmadığı anlamına gelmez. Türkçede disleksiye bağlı güçlükler çoğu zaman harfleri ters yazmaktan çok okuma hızı ve akıcılığında kendini gösterebilir.”

Disleksinin Tembellik Olarak Görülmesi Tanıyı Geciktirebilir

Disleksinin tek bir belirtiye indirgenmesinin veya çocuğun yaşadığı güçlüklerin tembellik ve isteksizlik olarak değerlendirilmesinin tanı sürecini geciktirebileceğini belirten Öz, çocuklara yönelik olumsuz yargıların özgüven kaybına ve olumsuz benlik algısına neden olabileceğini söyledi.

Çocuğun akademik güçlüklerinin yanı sıra psikososyal gelişiminin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Öz, yanlış inanışların düzeltilmesinin çocukların zamanında fark edilmesi ve uygun şekilde desteklenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Çocuklarda Disleksinin Erken Belirtileri Nelerdir?

Disleksinin okul öncesi dönemde kesin olarak tanılanmasının genellikle mümkün olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, buna karşın ilerleyen dönemlerde okuma güçlüğü açısından risk oluşturabilecek bazı gelişimsel göstergelerin erken yaşlarda fark edilebileceğini söyledi.

Okul öncesi dönemde dikkat edilmesi gereken olası göstergeler arasında şunlar yer alıyor:

  • Konuşmanın gecikmesi
  • Kelime bulmakta güçlük yaşanması
  • Bazı sesleri birbirinden ayırt etmekte zorlanma
  • Harf ve renk adlarını öğrenmede güçlük
  • Sıralı bilgileri akılda tutmakta zorlanma
  • Ailede okuma güçlüğü öyküsünün bulunması

Öz, bu göstergelerin tek başına disleksi tanısı anlamına gelmediğini, ancak çocuğun gelişiminin takip edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti.

İlkokul Döneminde Disleksi Belirtilerine Dikkat!

Disleksi belirtileri özellikle ilkokulun birinci ve ikinci sınıflarında okuma-yazma becerilerinin gelişmesiyle daha belirgin hale gelebiliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, bu dönemde ailelerin ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken belirtileri şöyle sıraladı:

  • Harf-ses ilişkisini kurmada güçlük
  • Yaşıtları akıcı okumaya geçerken heceleyerek okumaya devam etme
  • Okurken harf atlama veya harf ekleme
  • Kelimeleri çözümlemede belirgin yavaşlık
  • Okuma etkinliklerinden kaçınma

Bu belirtilerin bir kısmının normal gelişim sürecinde de görülebileceğini hatırlatan Öz, önemli olanın güçlüklerin süreklilik göstermesi, verilen eğitim desteğine rağmen devam etmesi ve çocuğun akademik ya da günlük yaşamını etkilemesi olduğunu vurguladı.

Disleksi Şüphesinde Hangi Adımlar Atılmalı?

Çocukta disleksi belirtilerinin görülmesi halinde öncelikle öğretmenle iş birliği yapılması gerektiğini belirten Öz, çocuğun görme ve işitme değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesini önerdi.

Güçlüklerin devam etmesi durumunda çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmasının önemine dikkat çeken Öz, doğru klinik değerlendirme ve bireyselleştirilmiş eğitim desteğinin sürecin temel unsurları olduğunu ifade etti.

Disleksisi Olan Çocuklara Okulda Nasıl Destek Verilmeli?

Disleksisi olan çocukların eğitim sürecinde bireysel ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Öz, öğretmenlerin sınıf içinde uygulayabileceği destekleyici yaklaşımlara da değindi.

Çocuğu hazırlıksız biçimde sesli okumaya zorlamamak, gerektiğinde ek süre tanımak, yazılı yönergeleri sözlü olarak da açıklamak ve yazım hatalarını içerik bilgisinin değerlendirilmesinden ayrı ele almak bu yaklaşımlar arasında yer alıyor.

Öz, ayrıca çocuğun güçlü yönlerinin görünür kılınmasının, akranlarıyla karşılaştırılmamasının ve akademik güçlüklerinin sınıf içinde damgalayıcı biçimde ele alınmamasının güvenli bir öğrenme ortamı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Dislekside Amaç, Çocuğun Potansiyelini Ortaya Çıkarmak

Disleksinin çocuğun zekâsını, kişiliğini, değerini veya gelecekteki potansiyelini tanımlamadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fırat Öz, erken farkındalık, doğru klinik ve eğitsel değerlendirme, bilimsel temelli müdahaleler ve aile-okul-sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliğinin önemini şu sözlerle ifade etti:

“Erken farkındalık, doğru klinik ve eğitsel değerlendirme, bilimsel temelli müdahaleler ve aile-okul-sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliği ile çocukların akademik ve psikososyal gelişimleri desteklenebilir. Disleksi konusunda temel hedefimiz yalnızca okuma becerilerini geliştirmek değil, her çocuğun kendi potansiyelini ortaya koyabileceği destekleyici bir gelişim ortamı oluşturmaktır.”

İlginizi Çekebilecek Kayıtlar:

7 Kasım 2026

7 Kasım 2026