İstanbul Atlas Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca da “İş Dünyasında Nöroçeşitliliği Anlamak ve Uygulamak” başlıklı panelde “Bilişsel Çeşitlilik, İş Tasarımı ve İyi Oluş: Nöroçeşitliliği Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.
Panelde nöroçeşitlilik konusu yalnızca akademik bir perspektifle değil; insan kaynakları uygulamaları, kurumsal deneyimler ve doğrudan çalışan deneyimleriyle birlikte ele alındı. Panelde farklı disiplinlerden ve kurumlardan katılımcılar aynı tartışma zemini içinde bir araya geldi.
Panel başkanlığını Prof. Dr. Duysal Aşkun Çelik yürütürken; konuşmacılar arasında Prof. Dr. Pınar Ünsal Bayrakçı, İpek Akbaş, Alperen Aşanboğa ve Dilek Mert’ de yer aldı.
Panelde, KPMG İnsan Kaynakları Direktörü İpek Akbaş iş yaşamında nöroçeşitliliğin insan kaynakları süreçleri açısından nasıl değerlendirildiğini aktarırken; Eker Süt Ürünleri’nde yürütülen “Otizmli Bireyler İş Gücünde” projesinin yöneticilerinden Alperen Aşanboğa kapsayıcı istihdam uygulamalarına ilişkin saha deneyimlerini paylaştı. Prof. Dr. Pınar Ünsal Bayrakçı ise konuşmasında, işyerinde nöroçeşitlilik uygulamalarında psikolojik güvenliğin belirleyici rolüne dikkat çekti. Eker Süt Ürünleri Üretim Personeli Dilek Mert ise “İş’te Benim Hikâyem” başlıklı konuşmasında eğitim ve çalışma yaşamındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı
Panel boyunca, iş yaşamında nöroçeşitliliğin psikolojik güvenlik, iyi oluş, kapsayıcı insan kaynakları uygulamaları, iş tasarımı ve kurumsal süreçlerle ilişkisi farklı perspektiflerden değerlendirildi. Akademik bakış açıları ile saha deneyimlerinin birlikte ele alındığı oturumda, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışma ortamlarının nasıl geliştirilebileceğine ilişkin tartışmalar yürütüldü.
Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca konuşmasında, nöroçeşitliliğin yalnızca bireysel farklılıklar üzerinden değil; işin nasıl tasarlandığı, performans sistemlerinin nasıl yapılandırıldığı ve çalışan iyi oluşunun örgütsel düzeyde nasıl desteklendiği bağlamında ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca kapsayıcılığın, her birey için ayrı ayrı istisnalar üretmekten ziyade, daha esnek ve daha az uyarlamaya ihtiyaç duyulan çalışma sistemleri tasarlamayı gerektirdiğine dikkat çekti. Konuşmasında, duyusal düzenlemelerden iletişim süreçlerine kadar gündelik iş yapma biçimlerinde gerçekleştirilen küçük ancak yapısal değişimlerin, yalnızca nöroçeşitli çalışanlar için değil tüm ekipler için daha kapsayıcı ve verimli çalışma ortamları oluşturabileceğine ilişkin saha örneklerini paylaştı.

